HAYATLARIMIZDAKİ DÖRT BÜYÜK ÇELİŞKİ...!
Âriflerden biri olarak kabul edilen Şakîk el-Belhî hz, Müslümanların genelinde gördüğü dört büyük çelişkiyi şu şekilde dile getirmiştir:
1. “Biz Allah’ın kuluyuz” diyorlar ama kul gibi değil de Allah’tan bağımsız hareket ediyorlar.
2. “Allah rızkımıza kefildir” diyorlar ama dünyevî imkânları elde etmedikçe tatmin olmuyorlar, sanki rızıkları unutulmuş gibi hareket ediyorlar.
3. “Âhiret dünyadan daha hayırlıdır” diyorlar ama âhiret amellerini çoğaltmak yerine dünya malını biriktirmeye daha çok önem veriyorlar.
4. “Hepimiz bir gün öleceğiz” diyorlar ama sanki hayatlarında hiç ölüm yokmuş gibi hareket ediyorlar...
Şakîk el-Belhî’nin dile getirdiği bu çelişkilerin hepsi ve fazlası bizim hayatımızda mevcut değil mi...?
Kendi nefsimi muhatap alarak Şakîki hz.nin söylediklerini düşündüğümde nefsimin çelişkileri karşısında ona şöyle hitap ediyorum:
“Kendisini “Allah’ın kulu” olarak tanımlayan bir kimse atacağı her adımda “Rabbimin bu konuda bir hükmü, ölçüsü var mı?” diye düşünür. Hayatını, kendi nefsine ya da başkalarının beklenti ve beğenilerine göre değil Allah’ın rızasına göre şekillendirir. Her şeyden önce ve her şeyden önde Allah’ın rızasını düşünür. "Başkaları ne der?" diye düşünmeden önce "Rabbim ne der?" diye düşünür...
Rızkının Allah tarafından garanti edildiğine inanan ve bunu hayatına yansıtmaya gayret eden bir kimse o rızkı helal yoldan elde etmek için gayret gösterir ancak rızık endişesi taşımaz. Rızık endişesi ile Allah’ın haram kıldığı kazanç yollarına tevessül etmez. “Harama bulaşmazsam aç kalırım” diye düşünmez. Kumar, faiz, rüşvet, hırsızlık, gasp gibi gayrimeşru yollara, stokçuluk, ölçü ve tartıda hile gibi hilelere başvurmaz. İşçi ise işini savsaklamaz, işveren ise işçisinin hakkını yemez...
Âhiretin dünyadan daha hayırlı ve kalıcı olduğuna inanan ve bunu hayatına yansıtmaya çalışan kimsenin önceliği âhiret olur. Dünyadan nasibini elbette unutmayacaktır ama öncelikle sonsuz hayatına yatırım yapmayı düşünecektir. Bu dünya öyle ya da böyle geçip gitmekte, kaçınılmaz sona doğru her an adım adım yaklaşmaktayız. Hal böyle iken duraklardan bir durak olan dünyayı ebedî yurdumuzmuş gibi düşünerek bütün yatırımı veya çoğunluk yatırımı buraya yapmak, âhireti ihmal etmek olacak şey değildir...
Kendisinin ölümlü olduğunu düşünen bir kimse ölümün her an gelebileceğini hesaba katar. Zira hiç kimse nerede, nasıl öleceğini bilemez. Bu gerçek karşısında günahları için tövbe etmeyi ertelemez, ibadetlerini sonraya bırakmaz, hayırlı işleri yapmayı bir takım bahanelerle geciktirmez. Hayatının her gününü “bugün o gün olabilir” diye düşünür...”
Evet... Bir mü'min açısından huzurlu, rahat, istikrarlı bir hayat, ancak ve ancak hayatındaki bu çelişkileri ortadan kaldırmakla, imanına uygun bir yaşantı sürmekle ortadan kalkar. Aksi taktirde söylem ve eylem birbirinden farklı oldukça imanın tadını alamayacak, yaşantısı çalkantı içinde sürmeye devam edecektir...
Peki hayatımızdaki bu çelişkileri nasıl kaldıracağız?
Çözümün adresi, hayatında hiçbir çelişki olmayan zâtı, yani Allah Resûlü'nü (s.a.v.) örnek almaktır. Tıpkı Rabbimizin buyurduğu gibi:
"Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir." (el-Ahzâb 33/21)
Rabbimiz hayatımızda imanımız ile çelişen tüm durumları ıslah etsin. Bizleri imanımıza uygun bir şekilde yaşayan ve böylelikle rızasına nâil olan kullarından eylesin...!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder